Kullanıcı Adı:
Şifre:
54.158.212.93
Şifrenizi hatırlamıyorsanız tıklayın...
Hemen üye ol


Kale Holding, güvenlik merkezi açtı!


Lg Hitline Güvenlik ürünleri


Arka Koltukta Yeni Güvenlik Teknolojisi
12 3



Alaettin Cangöz
alaettin.cangoz@esfor.com.tr
EN CİDDİ GÜVENLİK TEHDİDİ
30.11.2016 20:05:21  

1974 Kıbrıs Barış Harekâtından beri hiçbir savaşın doğrudan tarafı olmayan Türkiye, Ortadoğu'da şimdiye kadar sürdürdüğü savaşa etkin olarak katılmama başarısını 2017 içinde de sürdürebilecek midir?


SURİYE İÇ SAVAŞI


2010 yılında sokak satıcısı Muhammed Buaziz'in, tezgâhının elinden alınmasını protesto etmek için kendisini yakması ile rejime karşı hak arama çabaları olarak Tunus'ta başlayan hareket, Kuzey Afrika ve diğer Arap ülkeleri rejimlerinde önemli değişiklikler yaparak 2011 yılında Suriye'ye kadar yayılmıştır. Esasen İhvan (ılımlı Sünni İslam) hareketi tarafından desteklenen bu hareketler, Şii ağırlıklı bir yönetimin olduğu laik Suriye'de Esad'ı deviremedi. İran, Lübnan Hizbullah'ı ve Rusya'nın aktif desteğini alan Esad rejimi, muhaliflere karşı başarılı bir şekilde direndi ve iktidarını sürdürdü. Batılı güçlerin radikalleşen muhaliflere desteklerini çekmeleri de bunda etkili olmuştur. Esad rejiminin sonlandırılması gerektiğini savunan (başbakan değişikliğinden sonra hâlâ savunuyorsak) bir tek Türkiye kalmıştır.

Sonradan anlaşma sağlanmış olsa da 24 Kasım 2015 günü Rus uçağının düşürülmesi Rusya ile ilişkileri germiş ve Rusya'nın her an 'bedel ödetme' arayışı içerisinde olacağı kaygısı artmıştır. Suriye ordusu ile olası bir sıcak çatışma halinde Rusya'nın gizli veya açık taraf olma ihtimali artmıştır.

Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler her ne kadar 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası düzelme emareleri gösterse de, 24 Kasım 2015'te Rus uçağının düşürülmesinin yıldönümünde, 24 Kasım 2016'da, üç Türk askerinin kimliği hala belirlenememiş olan bir uçak tarafından öldürülmesiyle bu 'bedel ödetme' politikasının hala geçerli olduğunu söyleyebiliriz.

Irak ve Şam İslam Devleti'nin (İŞİD) sınırımızı sürekli ihlallerini önlemek ve Kilis-Gaziantep şehirlerine IŞİD'in kontrolü altında bulunan alanlardan atılan havan topları, harekatın meşru zemini hazırlanmıştır. Bunlardan daha da önemlisi Kürt kökenli Demokratik Birlik Partisi (PYD) tarafından sosyalist bir anlayış ile oluşturulan üç kantondan ikisi olan Afrin ve Kobani kantonlarının arasında kalan Azez, Mare, Carablus ve El Bab'da yaşayan Arap ve Türkmenlerin bölgeden sürülerek kantonların birleştirilmesine engel olmak amacı ile Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte Ağustos 2016 tarihinde Fırat Kalkanı harekâtı başlatılmıştır.

Bu satırların yazıldığı Kasım ayı sonunda ÖSO esas hedef olan El Bab'ı İŞİD'den almak için ilerliyordu. Böylece, ÖSO ve dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Doğu-Batı 100 km, Kuzey-Güney 30 km'yi kapsayan 3.000 km2'lik bir alanda Suriye'ye hâkim olmuştur.

El Bab İŞİD'den temizlenirse ÖSO ve TSK, Rusya tarafından desteklenen Esad rejimi ordusu ile karşı karşıya gelecektir; iyi yönetilmezse Türkiye'nin de çatışmalarda direkt taraf olması muhtemeldir.

Uluslararası arenada günden güne yalnızlaşan Türkiye'nin, çatışmalarda direkt taraf olmasıyla birlikte Suriye-Rusya ittifakıyla silahlı çatışmaya hatta savaşa girme olasılığında sürecin nasıl işletileceği büyük bir merak konusu.


some text

IRAK ve MUSUL SAVAŞI

Koalisyon ülkelerinin öncülüğünde ve biraz da zorlamasıyla peşmerge güçleri, merkezi Irak ordusu ve İran destekli Şii milis örgütü Haşd El Şabi, Musul'u 2014 yılından bu yana kontrol eden İŞİD'den almak için anlaşmış ve 17 Ekim 2016 günü harekâta başlamıştır. Herhangi bir denetimden uzak olan ve geçmişte katliam yaptıkları iddia edilen milis güçlerinin varlığı, bölgenin nüfus yapısının değişmesini istemeyen Türkiye'yi kaygılandırmıştır.

Musul yakınında Başika'da bulunan Türk askeri birliği ve Türkiye'nin Sünnilere yönelik herhangi bir katliam girişiminde açıkça taraf olacağını bildirmesi, Türkiye ile merkezi Irak hükümeti ve İran arasında gerilime neden olmuştur.

Bu yazının kaleme alındığı Kasım ayı sonu itibarı ile çevre köyler İŞİD'den temizlenerek Musul merkezine girilmiş ve sokak çatışmaları başlamıştır. Bu çatışmaların kısa sürede bitmeyeceği düşünülmektedir.

Hükümetlerin izniyle veya askeri birliklerin veya milis kuvvetlerinin disiplinsiz davranışları nedeniyle Sünnilere yönelik bir katliam girişimi karşısında TSK'nın merkezi Irak ordusu ve dolayısıyla açık ya da kapalı olarak İran ordusu ile çatışmalara girmesi gerekebilir.


Battle of Mosul

SÜNNİ Şİİ KIRILMA HATLARI

Bahreyn ve Yemen'de İran tarafından desteklenen Şii muhalefet güçleri ile Körfez İşbirliği Konseyi Devletleri (Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) tarafından desteklenen yönetimler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmaktadır. Bu çatışmalarda devletler bazen açıkça, bazen de kapalı olarak taraflara destek vermektedir. Bu çatışmalar çok belirgin hale gelip bölgesel bir savaşa dönüşürse ki Lübnan, Suriye ve Irak da bunun bir parçası olacaktır; Türkiye de çatışmaların tarafı haline gelebilir.




Bu makale 396 kez okunmuştur...